Gaziantep Şehri (Bölüm 1) ?>

Gaziantep Şehri (Bölüm 1)

Biraz tarih, biraz kültürden bahsetmeden edemeyeceğim. Her zaman yapmaktan hoşlanmadığım birşey bu ama lazım. Çünkü etrafını , çevresini ve dolayısıyla çevresindeki binaları, bu insan yapılarının tarihini, bize farklı fikirler ve bilinç kazandıran kültürel eser ve değerleri bilmeden, incelemeden bazen hayat anlamını yitiriyor. Kendimizi bilmemizin bir yolu da geçmişimizi bilmek değil mi?  hem bireysel hem toplumsal anlamda bu bir kazanç değil mi? Bence bir kazanç.

XVII. asrın geniş görüşlü, açık ruhlu, tatlı sözlü gezgini Evliya Çelebi Antep’e iki defa uğramış ve seyahatname adlı eserinde bu şehrin medreselerinden, türbelerinden, hamamlarından ve çarşılarından övgüyle bahsetmiştir.

Gerçekten de bu şehri, komşu olduğu diğer şehirlerden ayıran en önemli olgu “hareket”tir. Havasından mı suyundan mı bilinmez burada yaşayan halk tutkulu, inatçı ve çalışkandır. Sabah çok erken saatlerde açılan çarşıda esnafla sohbet ederken bu konuda bir özdeyiş öğrendim. Antepliler bu durumu kendi şiveleriyle şöyle açıklıyorlar:
“Aş da sabahleyin, iş de sabahleyin”. Tabi bir yandan hareketli ve çalışkanlar ama bir yandan da Anadolu dinginliğini üzerlerinde taşırlar, sanmayın ki İstanbul’daki hızı, atikliği, gerginlikle birlikte akan işleri, kişileri göreceksiniz.

P1100764

 

Sanki bu söz şehrin son yirmi yıldaki şaşılası değişimini açıklamak için söylenmiş. Zira Gaziantep Türkiye’de devlet kredisi almadan sanayileşen tek şehir. Buraya ilk defa gelenler önce şaşırıyor, sonra hayran kalıyorlar. Çünkü yaşam standardı oldukça yüksek olan bu kent, yüksek binaları ve şaşalı yapılarıyla göz kamaştırıyor. Galiba bu nedenle doğunun Paris’i yakıştırması yapılıyor sık sık. Tabi ki Anadolu’nun Paris’i olacak nitelikte “görkemli” bir hayata bakış açıları var Gaziantep’lilerin. Eski evler veya yeni evlerde dikkat çeken, dairelerin büyüklüğü ve iç dekorasyonun Osmanlı ve Arap motifleriyle karışık gösterişliliği.

Kentin ortasında yer alan devasa Atatürk Park’ı ve son yıllarda artan müzeler ile şehir bambaşka bir havaya bürünmüş durumda. Yemyeşil çimenler, kafeler, çocuklar için oyun alanları… A’dan Z’ye herşey itina ile düşünülmüş. Atatürk Parkı aynı zamanda eski ve yeni Antep arasında da bir çizgi adeta.

Yerli halk televizyon ve dergilerde hep eski kentin anlatılmasından muzdarip olsa da bir gezgin olarak benim de ilk hedefim eski kent merkezi oluyor bu gezide…

Eski çarşı alanın bulunduğu Balıklı’dan geçerek Etnografya Müzesi‘ne ulaşıyorum. Hasan SÜZER’in eski taş bir Antep evini alıp düzenlemesiyle kurulmuş müze Haremlik, Selamlık, Mutfak ve Mahzen gibi bölümlere ayrılmış. Odalarda geleneksel kıyafetler giymiş mankenler var. O dönem yaşamını sembolize ediyor. Üst terasta ise enfes bir manzara… Geniş avluda dolaşırken hayale dalıp gidiyor insan. Bu heybetli taş duvarlarda ne anıların, hangi yaşanmışlıkların gizli olduğunu sormadan edemiyorum kendime.

P1100598

Müzeden çıkıp Kayacık Mevkiine geldiğimizde tarihi Eyüboğlu Camii Şerifi ile karşılaşıyoruz. Camiide yer alan raylı mihrab görülmeye değer.

Aynı güzergah üzerinde Bey Mahallesi de, daracık arnavut kaldırımları ile fotoğraflamaya değer doğrusu.  Hatta alternatif olarak bu bölgede yeni yeni açılmaya başlayan butik otellerde kalınması da iyi bir alternatif olabilir. Bey Mahallesi’nin diğer bir özelliği de Karagül isimli diziye evsahipliği yapan binayı da sokağı da barındırıyor olması . Burada mesela Ece Erken veya kadrodan herhangi birine rastlamanız pek bir mümkün.

P1100503

 

Bey Mahallesi’ne kadar gelmişken, 1860 yılında Fransız misyonerler ve 3. Napolyon’un yardımı ile yapılan Kendirli Kilisesi de kesinlikle görülmesini önerdiğim yerler arasında.

 

P1100607

Şehre tam tepesinden bakmak isteyenler biraz meşakkatli bir yolculuk sonrası Gaziantep Kalesi’ne çıkabilirler. Kaleler her zaman benim için özel alanlar olduğu için kaçırmamam lazım.

Gaziantep’in bu bölgesine gelince Elmacı Pazarı ve Bakırcılar Çarşısı mutlaka gezilmeli diye düşünüyorum. Bu çarşılar bir tür Mısır Çarşısı ya da Kapalı Çarşı replikası olsa da, her yörenin kendine has ürünleri ve renkleri ile çarşıları da değişik hallere bürünüyor. Elmacı Pazarı’nda karar veriyorum, Gaziantep’in rengi yeşil, hem de fıstık yeşili :)

 

 

Comments are closed.