Bozcaada (Bölüm 1) ?>

Bozcaada (Bölüm 1)

Bozcaadayla ilgili dört hikayem var, bu hikayelerin her biri dimağımda farklı tatlar bırakan türden…

DSCF3215

Bir tanesi Aşkın Ada Hali…”Bu yazının adı ha? yazının adı mı olur?”. Çocuklarım gibi üstüne titrediğim yazılarımdan birinin adı; sizin deyişinizle başlığı bu.

Yazımda ne kadar aşk var bir de siz bakın, eğer bulamazsanız bildiğim  Bozcaada aşk hikayelerini sizinle paylaşmam için ikinci bölümü bekleyebilir ya da belki de “ada aşkı”nı, adaya duyulan özlemi, ada hayatını, makalemin adına anlam katışının deneyimini cümlelerimde gezerken kahvenizi içerken yaşayın…Seçim sizin.

Şafak sökmeden Geyikli İskelesi’ne varıyoruz. Rüzgâr değirmenlerinin bir yanıp bir sönen kırmızı ışıkları karşı sahilden hoş geldiniz diyor bize. İskelenin en uç noktasında gün yüzünü gösterinceye kadar bekliyoruz. Hava o kadar açık ve zinde ki, buram buram deniz kokusu ile bekliyoruz.

Geyikli’den Bozcaada’ya ilk feribot sabah 09:00’da… Dalga durumuna göre yirmi beş dakika gibi kısa bir sürede adaya ayak basmış oluyorsunuz. Ellerinde otel tanıtım broşürleri ile güler yüzlü adalılar karşılıyor sizi.

Bense eve gelmiş gibi hissediyorum yeniden. Dünyanın çok az noktasında hissedebildiğim bir aşina olma ve aidiyet duygusu kaplıyor içimi. Adaya ilk gelişim değil, umarım son da olmaz deyip soluğu Eski Kahve’de alıyorum.

Muhteşem bir ada kahvaltısı bekliyor beni… Yemyeşil zeytinler, Ezine peyniri, acuka, domates, incir, karpuz ve kabak reçelleri. Bahçenin en güzel köşesine asma yapraklarının altına kuruluyorum. Önce hızımı alamadan reçelleri kaşıklayıp, sonra keyifle çayımı yudumluyorum. Bu sırada ada sakinlerinden Pakize ile tanışıyorum. Beyaz yün topu gibi bir köpekçik, öyle tatlı ve cana yakın ki. Kahvaltım bittiğinde tüm ada turunu benimle yapıyor :)

P1090413

Önce Dantela Aral adlı dükkan çekiyor dikkatimi.  Yaratıcı, cici bici kıyafetlerle süslü bir yer burası. Tabiri caizse “hanım eli değmiş gibi” diyebileceğiniz bir yer…. Sahibi Arzu Hanım aynı zamanda eşiyle birlikte uzun yıllardır Aral Tatil Çiftliği’ni de işletiyormuş. Bu da Google bilgisi :)

Meydanda kurulan küçük el işi tezgahlarına yöneliyorum sonra. Gezilerden dönüşlerde evdeki anı köşeme, gittiğim yerlerden aldığım objeleri yerleştirmek bana hep gezdigiğim keyif dolu anları anımsatıyor. Bu yüzden mutlaka anı değeri olan birşeyler götürmek istiyorum beraberimde. Bazen bir şarap şişesinin tıpası da olabiliyor bu, bir magnet ya da bir kartpostal… Konu Bozcaada olunca rüzgar gülü iyi bir alternatif olabilir mesela.

Adanın içlerine doğru ilerlerken gözüme takılan hoş dükkanlardan biri de Aliye ve Kerem Tunçer çifti tarafından işletilen Biz Şarap Takı ve Aksesuarları oluyor. Özellikle içi şarap şişelerinin tıpları ile doldurulmuş büyük cam vazolara bayılıyorum :) Meraklıları daha detaylı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilir:

www.sarapaksesuarlari.com

Bir de tadı damağımdan gitmek bilmeyen leziz reçeller var. Bozcaada’nın neredeyse şarabı kadar ünlü domates reçeli. Eve gelen misafirlere kahve öncesi reçel ikram etmek ise eski bir Rum geleneği. Ağzımız tatlı olsun gibilerinden sanıyorum.  Adanın yerlilerinden Rum asıllı Simyon Salto, domates reçeli imalatına başlayalı 30 sene olmuş. İlk başlarda tepkiyle karşılansada zamanla bu reçelin tiryakileri oluşmuş.

www.saltorecel.com

Güneş biraz etkisini yitirince adanın muhteşem esintisi kendini gösteriyor. Ben de havanın birazcık da olsa serinlemesini fırsat bilip Bozcaada Kalesi’ne gidiyorum. Türkiye’nin en iyi korunmuş kalelerinden biri olan Bozcaada Kalesi’nin ilk ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor maalesef. Fenikeliler, Cenevizler ve Venedikliler tarafından kullanılan kale, bugünkü görünümünü Fatih Sultan Mehmet döneminde var olan kalıntılar üzerine tekrar inşa edilmesiyle almış ve bugüne kadar bu görünümü korumuş bulunuyor.

P1090519

Ayazma’ya doğru yola koyulmadan önce gelincik şerbetinin (ve hadi itiraf edeyim gelincik reçelinin de) tadına bakma üzere Ada Kafe’ye uğruyorum. Nasıl dingin ve huzurlu anlatamam. Soğuk soğuk şerbetimi içip, kafedekilerin tavsiyesi ile Bozcaada Müzesi’ne çeviriyorum rotamı.

http://www.bozcaada.info/adacafe

Bozcaada Müzesi, adayı yakından tanımak, tarihini, kültürünü, hikayesini öğrenmek  isteyenler için eşi bulunmaz bir kaynak. Bu müze kesinlikle bildiğiniz müzelerden değil. Burası daha çok bir anı koleksiyoncusu tarafından kurulmuş bir yer dersem abartmış olmam sanırım.  Kurucusu M.Hakan Gürüney’in ada ile ilgili kaynakları okuyabilmek için Osmanlıca öğrenmesini ağzım bir karış açık dinliyorum. Böyle bir tarih tutkusu ancak ayakta alkışlanır .

www.bozcaadamuzesi.net

Bozcaada’nın merkezinden kalkan minibüslerle adanın kumsallarına rahat bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. Benim favorilerim Ayazma ve Habbele. Bozcaada’nın genel itibariyle denizi soğuk ama kesinlikle çok temiz ve duru bir suyu olduğunu söyleyebilirim. Habbele son derece boş ve sakin bir kumsal. Dönüşte ulaşım konusunda zorluk çekmemek adına, giderken bindiğiniz minibüsten telefonunu istemek de fayda olabilir. Ayazma ise özellikle yaz aylarında son derece kalabalık.

Acıktığınızda kumsalın hemen tepesinde yer alan Vahit’in Yeri çok güzel bir alternatif olabilir. Burada hem duş ve kabinlerden yararlanabilir, hem de eşsiz mezelerin tadına bakabilirsiniz :)

Bozcaada’ya kadar gelip de günbatımını rüzgar güllerinde izlememek olmaz elbette. Gündüze son noktayı koymak için Batı Burnu’nu ziyaret etmek bir ada geleneği adeta ada. Önünüzde uçsuz bucaksız Ege Denizi, bir yanınızda devasa rüzgar gülleri, diğer yanınızda ise metruh bri deniz feneri. Kesinlikle nefes kesici bir manzara… Yaz dönemi boyunca hergün günbatımı saatine doğru merkezden kalkan minübüsler tüm adayı dolaştırdıktan sonra burada güneş batana kadar mola veriyor. Kendi aracı olmayanlar bu fırsatı kaçırmamalı!

Comments are closed.